29 Eylül 2015 Salı

Not Defteri




Sınava çalışırken önemli noktaları not edebileceğiniz bir not defterinizin olması şart. Aksi taktirde bütün bu çalışmalarınız zamanla unutulacaktır ve tüm çalışmalarınız boşa zaman kaybı olacaktır. Bu yazımızda not defterinin, not almanın önemine ve nasıl doğru not alınacağına değineceğim.


Neden not tutmalı? 
Söz uçar yazı kalır diyeceğim, biraz klasik de olsa doğru. Çalışacağınız şeylerin çoğunu unutacaksınız. Fakat yazarak ve tekrar ederek çalıştıklarınıza iyi bir kalıcılık sağlayabilirsiniz. Bunun en basit yolu da not defteri tutmaktır.


Neden not defteri? 
Cep telefonu veya bilgisayara not tutmak biraz mantıksız. Bu araçlar dikkat dağıtıcı cihazlar. Telefona not almak için geçersiniz bir bakmışsınız eski arkadaşınızla chatleşiyorsunuz. Bunlara kapılmamak için ilkel yöntem kağıt kalem kullanmak en iyisi. Defteri taşımak zor olacağından not defteri tercih etmek en mantıklısı.


Doğru not defteri nasıl olmalı? 
En iyi not defteri sizin not alma alışkanlığınıza uyan not defteridir. Çok not alıyorsanız kalın bir not defteri veya direkt bir defter alabilirsiniz. Az not alıyor veya sadece en önemli kısımları yazıyorsanız normal bir not defteri işinizi görecektir. Yalnız alacağınız defterin kapağı ve spiralinin sağlam olduğuna emin olun. Sene boyunca kullanacağınız için sağlam olması şart. Emekleriniz boşa gitmesin.


Nasıl not almalı? 
Cevap kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir ancak genel olarak açıklamaya çalışacağım.

Matematik, Fizik gibi sayısal ve formül/işlem ağırlıklı derslerde yalnızca formülleri not etmeniz yeterli. Tüm örnek soruları not defterinize yazamayacağınız için yapmamak daha iyi, ancak soruyu kesip defterinize yapıştırmak şeklinde yapılabilir. Formül ezberlemek için not defterinizi kullanmak faydalı olacaktır. Soru çözerken formülünü bilmediğiniz bir soruyla karşılaşınca açın defterinizden bakın formüle. Bu şekilde birkaç kez yapınca formülü zaten ezberlemiş oluyorsunuz.

Edebiyat, Tarih gibi sözel derslere çalışırken anlatılanları kısaca özetleyerek yazmaya çalışın. Mümkün olduğu kadar kısa. Detaylara girdiniz mi o defterin sayfaları size yetmez olur zaten. Bu yüzden konuyu en kısa şekilde, gerekirse anahtar kelimeler yazarak özetleyebilirsiniz. Bu durumda detaylara çalışmak için tekrar konu anlatımına başvurmanız gerekecek. Bunu da yaparsınız artık.

Biyoloji, Kimya gibi fen ve sözel karışımı dersler için de yine konuyu kısaca özetleme, gerekirse formülleri yazma yolunu kullanıyoruz. Bunlara ek olarak çiziminiz iyiyse biyolojideki görselleri çizmenizi de öneririm. Yazıya görsel eklemek bilginin kalıcılığını artırmak için çok faydalı bir yöntem. Aynı şekilde matematik ve geometri gibi diğer derslerde de görsel kullanılmasında fayda var.



Notlarımızı sonra ne yapacağız? 
Not defterimizi yazıp köşeye atmıyoruz tabiki sürekli yanımızda bulunduruyoruz. Soru çözerken takıldığımız, unuttuğumuz yerlere hemen defterimizden bakıyoruz. Bunu tekrarlaya tekrarlaya eksik konunuz kalmayacaktır. Defterinizi otobüste filan yoldayken okuyabilirsiniz. Tekrar amaçlı olarak çok faydası dokunur. Özellikle de uzun yol gidenlere. Okul sınavlarınıza çalışırken tekrar amaçlı kullanabilirsiniz. Son olarak üniversite sınavından önce son bir hafta mesela defterin her satırını, her formülünü ezberlemeye çalışın. Gerçekten çok faydası olacaktır. Bu şekilde 4-5 fizik sorusu yapmışlığım var. Size de öneriyorum.


28 Eylül 2015 Pazartesi

Okulun İlk Günü





Nihayet okullar gecikmeli de olsa bugün açılıyor. Hepinizin içindeki heyecanı ve coşkuyu ben de biliyor ve paylaşıyorum. Dilerim bu eğitim yılı içerisinde hep yapmak isteyip de yapamadıklarınızı yapar, yeni yeni arkadaşlar edinir doyasıya eğlenirsiniz. Bunun yanında çalışmayı ihmal etmek de yok. Dilerim ki sınavlardan en yüksek notları alan siz olursunuz. Başarılar dilerim.



26 Eylül 2015 Cumartesi

Not Alın



Akıp giden hayat içinde şunu da yapmam gerek deriz fakat bunları gün içinde hep unuturuz. Bunun önüne geçmek için not almak şart. Ben de yapacaklarım için sık sık not alıyorum, uzun uzun yazamıyorsam yalnızca anahtar kelimeleri yazıyorum daha sonra aklıma geliyor. Yapılacakları yazdığımız gibi geçmişte yaptıklarımızı da not almakta fayda var. Mesela sınava çalışıyorsak önceki sınavların netlerini not almak ne kadar ilerlediğimizi görebilmek için çok çok faydalı. Bu şekilde birçok bilgiyi not alabiliriz. Söz uçar yazı kalırmış.
Tabiki bu işi kağıtlara not yazıp yapmayacağız. Bunun için teknolojiyi kullanacağız. Her zaman yanımızdan eksik olmayan cep telefonu, tablet veya bilgisayarlardan notlarımıza erişebiliriz. Bunun için size oldukça kullanışlı iki program önereceğim.


Google Keep



Google'ın resmi not alma uygulaması. Notlarınızı bir yerden kaydedip cep telefonu, tablet veya bilgisayar istediğiniz yerden bu notlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Notları renklendirme, fotoğraf vb dosya ekleme, liste yapma, kullanılmayan notları arşivleme gibi birçok güzel özelliği mevcut. Kullanması oldukça basit ve keyifli. Yaklaşık iki yıldır kullandığım bir uygulama ve çok memnun olduğum için sizlere de tavsiye etmek istedim. Özellikle öğrenci arkadaşların çok işine yarayacak.



Google Pocket




Bu uygulama da yine Google'dan. Fakat bu uygulama not almaya yaramıyor. Farklı bir işlevi var ama yine de oldukça faydalı. İnternette gezinirken bir sayfayı çok beğendiniz ve keşke bunu kaydedip daha sonra her yerden, internetsiz dahi bu sayfaya ulaşabilsem dediyseniz işte bu uygulama tam size göre. Pocket uygulaması size beğendiğiniz bir sayfayı kaydedip cep telefonu, tablet veya bilgisayar istediğiniz yerden internet gerektirmeden aynı sayfayı tekrar okuyabilmenizi sağlıyor. Metin yazılarının yanında görsel ve video kaydedebilme özelliği de mevcut. Bu bakımdan çok faydalı bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. Deneyin. Pişman olmayacaksınız.





25 Eylül 2015 Cuma

Ders Çalışırken Uyaranlardan Uzak Durun



Ders çalışırken yanımızda bir cep telefonunun veya buna benzer bir uyaranın olması verimli bir çalışmanın önüne geçer. Sık sık dikkatimizin bozulmasına sebep olur. Bu sebeple etkili bir çalışma için uyaranlardan uzak ders çalışmak şart. Bu yazımızda ders çalışırken en verimli şekilde çalışabileceğimiz bir ortam ve tam konsantrasyon için nelerden uzak durmamız gerektiğine değineceğim.





Cep Telefonu

Ders çalışırken cep telefonu bir numaralı düşmanımız olsun. Cep telefonları genel olarak kolay taşınır, akıllı ve çekici bir araçtır. Bu çekici araç bizi sürekli kendine çeker. Özellikle internete sahip akıllı telefonlar çok daha fazla çekici gelir. Yakınımızda bir cep telefonu olduğu sürece dersi bırakıp sürekli telefonu kullanmak (oyun oynama, arama yapma, chat vb) isteriz. Aklımız sürekli telefona gider ve bir türlü derse konsantre olamayız. Bunun önüne geçmek için ne yazık ki telefonu kapatmak bile yeterli olmuyor. Çünkü açmak dahi çok kolay ve kısa zaman alıyor. Bu yüzden yapılacak şey ya başka bir odaya koymanız ya da bir tanıdığınıza emanet etmek olmalı. Aksi taktirde telefon kullanma isteği ders çalışma isteğinizin önüne geçecektir. Peki hiç mi telefon kullanmayalım? Tabiki de kullanabiliriz. Boş zamanlarınızda kullanın da. Ancak ders çalıştığımız zamanlar uzak durmakta büyük fayda var.


Bilgisayar

Bilgisayar da yine cep telefonlarımız gibi akıllı, çok fonksiyonlu ve çekici bir araç. Chat, internet ve bilgisayar oyunları gibi kendine çeken birçok özelliği var. Bu sebeple bağımlılık yapma ihtimali de büyük. Tavsiyem bilgisayardan uzak durmak. Mümkünse tamamen kaldırmak. Çünkü zamanınızı boşa geçirebileceğiniz ve bağımlılık yapan o kadar çok şey var ki bu bilgisayarda ders çalışmanıza büyük engel oluyor. En azından sınavlar geçene kadar bir tanıdığınıza verebilir veya tamamen kapatıp bir dolaba koyabilirsiniz. İnanın çok daha etkili bir şekilde daha fazla ders çalışacaksınız.


Televizyon

Televizyon da yine izleme vaktinize göre ders çalışmanıza engel olabilecek bir araç. Kimileri var saatlerce izler kimleri azıcık bakıp kapatır. Bir de dizi bağımlıları var. Tavsiyem dizi gibi sürekli takip gerektiren yayınları izlemeyi tamamen bırakmanız şeklinde. Bu şekilde kendinizi izlemek zorunda bırakmazsınız. Tamamen bırakmak çok daha faydalı ama bu şekilde de çok fazla boş zaman kalıyor. Bu sürede kitap okuyabilir veya bir hobinizle ilgilenebilirsiniz ancak bunu yapamayanlar da maksimum 2 saat televizyon izleyebilir. Tabiki takip gerektiren diziler, yarışmalardan uzak durmak şartıyla.


Müzik

Müzik ruhun gıdası. Bunaldığınızda sizi rahatlatacak bir şeyler şart. Bunun için de müzik dinlenebilir. Ancak ders çalışma anında bundan uzak durmakta fayda var. Çünkü aklınızı tamamen derse vereceğinize bir kısmını şarkıya verip dikkatinizi dağıtıyorsunuz. Bu öğrenme kapasitenizi azaltacaktır. Bu hem sözel hem sayısal tüm dersler için geçerlidir. Müzikle ders çalışılmamalı. Ancak diğer boş zamanlarınızda da müzik dinlemenin bir sakıncası yok. Bir de sınavlara yakın zamanda aklınıza karışmaması için müzik dinlemeyi tamamen bırakmanızı tavsiye ediyorum. Sınava 1-2 hafta kala müziği tamamen bırakmak şart. Yoksa o heyecana  müzik de eklendiğinde sınav anında aklınıza saçma melodiler geliyor ve dikkatiniz dağılıyor. Zaten kısıtlı olan zamanı değerlendirmek çok daha zorlaşıyor.


24 Eylül 2015 Perşembe

İyi Bayramlar




Herkesin kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar, 
sevdiklerinizle birlikte nice mutlu bayramlar geçirmenizi dilerim.



Bayrama özel ders çalışırken yazı dizisi hediyeniz olsun:


# Ders Çalışırken Uyaranlardan Uzak Durun

# Ders Çalışırken Sağlığınızı İhmal Etmeyin



22 Eylül 2015 Salı

Ders Çalışırken Sağlığınızı İhmal Etmeyin



Ders çalışmak çoğu zaman sıkıcı olabildiği gibi yorucu bir etkinliktir de. Kimi zaman hasta oluruz fakat çalışmaya, okula gitmeye devam ederiz. Adeta hayatımızı gireceğimiz bir sınava adarız. İşte bu yazımızda sağlık ve sınav ilişkisine değineceğim.

Ders çalışmak stresli bir etkinlik. Bu süreçte stresten kaynaklanan bazı rahatsızlıklar görülebilir. Bağışıklığımız zayıflar grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha sık yakalanırız. Tıpkı her besininin fazlasını yemenin zararlı olduğu gibi uzun süreler ders çalışmak da zararlıdır. Mola vermeden uzun süre çalıştığımızda kaslarımız, eklemlerimiz hareketsiz kaldığından karıncalanmalar, kramplar sık sık görülmeye başlar. Fiziksel aktivite azlığından kilo alırız. Özellikle masa başında atıştıranlar, takviye ilaç kullananlar bu ders çalışma sürecinde obeziteye varacak kadar kilo alabiliyor. Bu da birçok ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Şeker, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi ciddi tehlikeler ortaya çıkabiliyor.

Peki tüm bunlara neler çözüm olabilir? Sağlıklı bir ders çalışma için öncelikle sağlıklı bir birey olmamız ve bunun sürdürülebilirliği önemli. Çalışmalarımızı mutlaka belirli aralıklarda mola vererek sınırlandırmalıyız. Bu molalarda ayağa kalkıp basit egzersizlerle kas-iskelet sistemimizi rahatlatacak bir şeyler yapabiliriz. Sık sık odayı havalandırmak iyi gelecektir. Kaliteli ve yeterli bir uyku olmazsa olmaz. Dengeli beslenmek ve atıştırmalardan, fast fooddan uzak durmak da sağlıklı olmak için şart. Bunun dışında ders çalışmanın yanında mümkünse bir spor dalıyla ilgilenmek, en az bir hobimizin olması, arada bir arkadaşlarla buluşmak hem sağlığımız hem de psikolojimiz için çok faydalı olur.


Diyelim hafif bir hastalığa yakalandık. Tam olarak iyileşmeden ders çalışmayı, okulu filan bırakın. Hiçbir şey sağlığınızdan önemli olamaz. Bunun gibi ciddi hastalıklarda da çalışmanıza ara verin. Sınava girme hakkı her sene var. Gerekirse seneye girersiniz. Üniversite hayatınızı bir yıl ertelemiş olursunuz. Mezuna kalmaktan da korkmayın. Önemli olan sağlığınız. Kaliteli bir yaşam sürmedikten, sevdiğiniz insanlarla mutlu bir şekilde yaşamadıktan sonra Boğaziçi'ni kazansanız ne fark eder! Sınavlar hayatınızın amacı olmasın, amaçlarınıza ulaşmak için kullanacağınız araçlar olsun.




20 Eylül 2015 Pazar

Geleceğinize Birikim Yapın



Başarmakmak blogun okuyucularının çoğu öğrenci arkadaşlarımızdan oluşuyor. Yani çoğumuz daha hayatın başında, uzun ve belirsiz bir gelecek önümüzde. Geleceğimizin daha rahat olması için birikim yapmak şart. Bu şekilde eğitim hayatımız bittiğinde açıkta kalmış, henüz iş bulamamış ve çaresiz değil en azından bir miktar birikimi olan ve adımlarını daha güvenli atabilecek bireyler oluruz. Ayrıca kimimiz eğitim hayatı boyunca bazı sağlık sorunları, ailesel sorunlar yaşayabilir. Bu gibi acil ihtiyaçlar için de birikiminiz hayat kurtaracak. Bu yazımızda siz öğrenci arkadaşlar için geleceğinize birikim yapmanın bazı yolları üzerinde duracağım.



# Banka Hesabı
Çoğu banka bir öğrenci belgesi getirdiğiniz taktirde size hiçbir masrafı olmayan birikim hesapları açıyor. Bunun yanında size bir banka kartı da veriyor. Bu şekilde hiçbir masraf yapmadan paranızı güvenli bir şekilde biriktirebilir, istediğiniz zaman harcayabilirsiniz. Ayrıca tüm internet bankacılığı işlemlerinden de faydalanabilirsiniz. Tabiki 18 yaş altındaysanız hesap açımı sırasında velinizin de yanınızda bulunması şart.

# Kumbara
Herkesin hayatında en az bir kez kullanmış olduğu bir yöntemdir. Paranızı bir kutuda biriktirir ihtiyaç halinde kutuyu açıp harcarsınız. Bu yöntem aslında banka hesabından farksız. Yalnızca paranız daha az güvende oluyor. Tabi evinizin ve orada yaşayan kişilerin güvenliğinden eminseniz banka hesabına göre çok daha zahmetsiz bir iş. Lakin çalınma güvencesi olmadığını da unutmayın. Bankaların arkasında her zaman devlet güvencesi olur, dolayısıyla banka kapansa dahi devlet paranızı geri ödemek zorunda.

# Altın
Parayı yıllarca biriktiriyorsunuz fakat enflasyon ile her şey zamlanırken sizin paranız aynı kalıyor. Bu sebeple paranızın da enflasyona yakın oranda değer kazanmasını isterseniz para biriktirip belli aralıklarla altın alabilirsiniz. Zaten çoğumuzun ailesinde altına yatırım vardır. Hatta altın günleri veya düğünlerde altın takma şeklinde geleneklerimizde de sıkça olan bir şey. Zarar etme ihtimali var mı derseniz şöyle cevap verebilirim. Eğer bugün alıp birkaç gün sonra satacaksanız zarar ihtimali vardır. Fakat aylar yıllar sonra satarsanız zarar ihtimali kesinlikle yok. Mesela 2005'ten bu yana altın her sene kat kat artmış yalnızca bir sene yerinde saymış. Bu 10 yıllık süreçte altının fiyatı 5 katına çıkmış. Zaten bu kadar güvenli bir liman olmasa toplumun çoğunluğu altına yatırım yapmazdı. Yalnız tek sorun bu değerli madeni saklamakta. Bu işi hallettikten sonra arkaya yaslanıp altının değerinin artmasını bekleyebilirsiniz. Başka hiçbir şey ile uğraşmaya gerek yok.

# Döviz
Döviz yatırım için oldukça riskli bir liman. Alış ile satış arasındaki fark ve değerinin düşük olması kar etmenize büyük engel. Paranızı arttırabilmek için ancak çok büyük miktarlarda yatırım yapıp dövizin değerinin de yüksek miktarlarda değişmesini beklemek gerek ki bu da diğer güvenli limanlara göre büyük bir risk olarak gözüküyor.

# Altın Hesabı
Altın yatırımı yapmanın en güvenli yolu. Altınları alıp yastık altına koymaktansa daha güvenli bir şekilde parayı bankaya yatırıp altın karşılığını almak çok daha akıl karı. Dilerseniz miligram dilerseniz çeyrek,tam altın alabiliyorsunuz. Kuyumcularla uğraşma derdi yok. Üstelik hiçbir masraf da alınmıyor. İnternetten istediğiniz zaman altınınızı satıp tekrar alabiliyorsunuz. Ayrıca bankaya gidip istediğiniz zaman altın veya para karşılığını alabiliyorsunuz. Bu açıdan masrafsız ve oldukça güvenli bir yatırım ve birikim türü olarak gözüküyor. Bu yüzden ben de birikimimi bu şekilde yapmaya karar verdim. Sizlere de öneririm. Yalnız bu işlem için de 18 yaşına ulaşmış olmak şart. Siz yapamıyorsanız bir veliniz yoluyla yapabilirsiniz.

# Bireysel Emeklilik Sistemi
Bu işlem için 18 yaş koşulu yok. Emekliliğinize geleceğinize yatırım yapmak için diyelim her ay 100 lira bankaya yatırdınız. 25 lira da devlet katkısı ekleniyor. Bu şekilde emekli olana dek paranız birikiyor. Ancak emekli olmadan parayı çekmek büyük dert. Sanırım bazı sorunlar yaşanıyor ve BES kullanıcıları genel olarak bu sistemden şikayetçi. Bu durumda altına yatırım daha karlı ve her zaman bozdurma imkanı olduğu için çok daha faydalı olacak gibi gözüküyor.




Borsaya veya Forex gibi sistemlere hiç değinmeyi düşünmüyorum. Çünkü bu tarz işler daha çok ilgilenmenizi gerektirir. Ben kafamdaki planın yani yalnızca parayı yatırıp bir daha ilgilenmeyeceğiniz sistemler üzerinde durmaya çalıştım. Ne de olsa öğrenciyiz bununla uğraşacak pek zamanımız olmayabiliyor. Ben kendim de geleceğime birikim yapmak için masrafsız bir banka hesabı ve bir de altın hesabı olarak iki yatırım yaptım. Cebimde biriktikçe hesaplarıma para koyuyorum, gerektiğinde altın alıyorum. Ailem de arada bir miktar destek oluyor. Mezun olunca cebim boş bir şekilde hayata atılmayacağım için kendimi güvende hissediyorum. Sizleri de geleceğinize birikim yapmaya çağırıyorum. Kaybedecek hiçbir şey yok.


19 Eylül 2015 Cumartesi

Çalışma Ortamı


Verimli ders çalışabilmek için çalışılan ortam koşulları önem gösterir. Doğru koşullar sağlandığı taktirde çalışma performansınız ve dolayısıyla başarınız artar. Bu yazımızda başarınızı arttıracak bir çalışma ortamı için ideal çevre koşullarına değineceğim.


# Çalışma masası:
Çalışacağınız masanın düz ve pürüzsüz olması önemli. Bu şekilde yazarken veya silerken bir engelle karşılaşmazsınız ve çalışmanız bölünmez. Bunun için masanızı sık sık temizlemeye özen gösterin. Masanızın üstü mümkün olduğu kadar boş olmalı. Gereksiz eşyalar dikkatinizi dağıtacağından mümkünse bunları oda dışında tutun. Telefon, bilgisayar masanın üstünde olmamalı. Yalnızca ders çalışacağınız kitapları, defterleri ve kalem gibi eşyaları masanın üzerinde bulundurun. Yiyecek, atıştıracak şeyler de olmasın. Masanız yalnızca ders çalışma alanınız olsun. Böylece masa başına oturunca beyniniz yemek yemeye, oyun oynamaya değil doğrudan ders çalışmaya odaklanacaktır. Son olarak yatakta veya koltukta çalışmayın. Çalışırken uykunuzu getirmeyecek sert bir sandalye ve eşyalarınızın sığabileceği büyüklükte bir masa idealdir.


# Sıcaklık:
Aşırı sıcak nasıl uykunuzu getiriyorsa aşırı soğuk da beynin çalışmasını engelleyip çalışmanıza mani olur. Bunun için odanızın sıcaklığı mümkünse standart oda sıcaklığında ( 20-22°C ) tutmaya çalışın. Bunu sağlayamıyorsanız bizi ısıtacak kat kat giyinme veya fazla giyinmişsek bunları çıkarma şeklinde kendimizi ne sıcak ne soğuk olacak şekilde en rahat ettiğimiz sıcaklığa eriştirebiliriz. Bu şekilde beynimiz sıcaklık sorunu ile ilgilenmeyip derse odaklanabilir.


# Renk:
Çalışma ortamının rengi de çalışmayı bir miktar etkiler. Mesela çok açık, parlak renkler dikkatinizi dağıtır. Derse odaklanacağınıza odaya odaklanırsınız. Dersinize odaklanmak için önerilen renkler genellikle açık yeşil veya açık mavi gibi mat ve çok dikkat çekmeyen tarzda renklerdir.


# Hava:
Beynin besleyici iki ana maddesi oksijen ve besindir. Bu ikisi bir arada olduğu sürece çalışmanıza ciddi bir engel yok. Bu yüzden odanızı sık sık havalandırarak oksijen seviyesini yüksek tutmaya özen gösterin. Böylece çalıştıklarınızı çok daha iyi anlayacaksınız.


# Işık:
Çalışma ortamının aydınlık olması yine önemli bir etken. Az ışık veya sarı renk bayık ışıklar uykumuzu getirir. Bunun önüne geçmek için sizi uyanık tutacak genellikle yüksek volta sahip beyaz ışık kullanmanızı tavsiye ederim. Ayrıca masanızda bir masa lambası olması da oda ışığına göre çok daha faydalı olacaktır.


# Ses:
Müzik veya konuşma sesi, inşaat sesi gibi etkenler dikkatimiz dağıtır. Bundan kaçınmak için ses olmayan ortamlarda çalışmak şart. Bu durumda odanızda kapıyı, pencereyi kapatabilirsiniz. Bu çözüm olmuyorsa her eczanede satılan kulak tıkaçlarını da kullanabilirsiniz ki fiyatları da oldukça ucuz. Bütün bunları yapamaz iseniz size en yakın kütüphane, ders çalışmak için iyi bir tercih olacaktır. Ayrıca müzikle ders çalışmayı da anlamayı kısıtladığı dolayısıyla önermiyorum.


# Diğer etkenler:
Ders çalışmadan önce fazla olmamak koşuluyla tok olmakta fayda var. Zira beynimizin çalışabilmek için besine ihtiyacı var. Bu yüzden aç çalışmayı boşa çalışmak olarak görüyorum. Aynı şekilde fazla tok olmak da uykumuzu getireceğinden bundan da uzak durmak lazım. Ders sırasında atıştırmak da konsantrasyonunuzu bozar. Bunun dışında stresli olmak da öğrenme kapasitenizi azaltacak bir etken. Bunun önüne geçmek için de spor yapmayı veya varsa bir hobiniz ile ilgi alanınız ile az da olsa uğraşmanızı tavsiye ediyorum. Unutmayın burada önemli olan çok çalışmak değil etkili çalışmak.