29 Eylül 2015 Salı

Not Defteri




Sınava çalışırken önemli noktaları not edebileceğiniz bir not defterinizin olması şart. Aksi taktirde bütün bu çalışmalarınız zamanla unutulacaktır ve tüm çalışmalarınız boşa zaman kaybı olacaktır. Bu yazımızda not defterinin, not almanın önemine ve nasıl doğru not alınacağına değineceğim.


Neden not tutmalı? 
Söz uçar yazı kalır diyeceğim, biraz klasik de olsa doğru. Çalışacağınız şeylerin çoğunu unutacaksınız. Fakat yazarak ve tekrar ederek çalıştıklarınıza iyi bir kalıcılık sağlayabilirsiniz. Bunun en basit yolu da not defteri tutmaktır.


Neden not defteri? 
Cep telefonu veya bilgisayara not tutmak biraz mantıksız. Bu araçlar dikkat dağıtıcı cihazlar. Telefona not almak için geçersiniz bir bakmışsınız eski arkadaşınızla chatleşiyorsunuz. Bunlara kapılmamak için ilkel yöntem kağıt kalem kullanmak en iyisi. Defteri taşımak zor olacağından not defteri tercih etmek en mantıklısı.


Doğru not defteri nasıl olmalı? 
En iyi not defteri sizin not alma alışkanlığınıza uyan not defteridir. Çok not alıyorsanız kalın bir not defteri veya direkt bir defter alabilirsiniz. Az not alıyor veya sadece en önemli kısımları yazıyorsanız normal bir not defteri işinizi görecektir. Yalnız alacağınız defterin kapağı ve spiralinin sağlam olduğuna emin olun. Sene boyunca kullanacağınız için sağlam olması şart. Emekleriniz boşa gitmesin.


Nasıl not almalı? 
Cevap kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir ancak genel olarak açıklamaya çalışacağım.

Matematik, Fizik gibi sayısal ve formül/işlem ağırlıklı derslerde yalnızca formülleri not etmeniz yeterli. Tüm örnek soruları not defterinize yazamayacağınız için yapmamak daha iyi, ancak soruyu kesip defterinize yapıştırmak şeklinde yapılabilir. Formül ezberlemek için not defterinizi kullanmak faydalı olacaktır. Soru çözerken formülünü bilmediğiniz bir soruyla karşılaşınca açın defterinizden bakın formüle. Bu şekilde birkaç kez yapınca formülü zaten ezberlemiş oluyorsunuz.

Edebiyat, Tarih gibi sözel derslere çalışırken anlatılanları kısaca özetleyerek yazmaya çalışın. Mümkün olduğu kadar kısa. Detaylara girdiniz mi o defterin sayfaları size yetmez olur zaten. Bu yüzden konuyu en kısa şekilde, gerekirse anahtar kelimeler yazarak özetleyebilirsiniz. Bu durumda detaylara çalışmak için tekrar konu anlatımına başvurmanız gerekecek. Bunu da yaparsınız artık.

Biyoloji, Kimya gibi fen ve sözel karışımı dersler için de yine konuyu kısaca özetleme, gerekirse formülleri yazma yolunu kullanıyoruz. Bunlara ek olarak çiziminiz iyiyse biyolojideki görselleri çizmenizi de öneririm. Yazıya görsel eklemek bilginin kalıcılığını artırmak için çok faydalı bir yöntem. Aynı şekilde matematik ve geometri gibi diğer derslerde de görsel kullanılmasında fayda var.



Notlarımızı sonra ne yapacağız? 
Not defterimizi yazıp köşeye atmıyoruz tabiki sürekli yanımızda bulunduruyoruz. Soru çözerken takıldığımız, unuttuğumuz yerlere hemen defterimizden bakıyoruz. Bunu tekrarlaya tekrarlaya eksik konunuz kalmayacaktır. Defterinizi otobüste filan yoldayken okuyabilirsiniz. Tekrar amaçlı olarak çok faydası dokunur. Özellikle de uzun yol gidenlere. Okul sınavlarınıza çalışırken tekrar amaçlı kullanabilirsiniz. Son olarak üniversite sınavından önce son bir hafta mesela defterin her satırını, her formülünü ezberlemeye çalışın. Gerçekten çok faydası olacaktır. Bu şekilde 4-5 fizik sorusu yapmışlığım var. Size de öneriyorum.


28 Eylül 2015 Pazartesi

Okulun İlk Günü





Nihayet okullar gecikmeli de olsa bugün açılıyor. Hepinizin içindeki heyecanı ve coşkuyu ben de biliyor ve paylaşıyorum. Dilerim bu eğitim yılı içerisinde hep yapmak isteyip de yapamadıklarınızı yapar, yeni yeni arkadaşlar edinir doyasıya eğlenirsiniz. Bunun yanında çalışmayı ihmal etmek de yok. Dilerim ki sınavlardan en yüksek notları alan siz olursunuz. Başarılar dilerim.



26 Eylül 2015 Cumartesi

Not Alın



Akıp giden hayat içinde şunu da yapmam gerek deriz fakat bunları gün içinde hep unuturuz. Bunun önüne geçmek için not almak şart. Ben de yapacaklarım için sık sık not alıyorum, uzun uzun yazamıyorsam yalnızca anahtar kelimeleri yazıyorum daha sonra aklıma geliyor. Yapılacakları yazdığımız gibi geçmişte yaptıklarımızı da not almakta fayda var. Mesela sınava çalışıyorsak önceki sınavların netlerini not almak ne kadar ilerlediğimizi görebilmek için çok çok faydalı. Bu şekilde birçok bilgiyi not alabiliriz. Söz uçar yazı kalırmış.
Tabiki bu işi kağıtlara not yazıp yapmayacağız. Bunun için teknolojiyi kullanacağız. Her zaman yanımızdan eksik olmayan cep telefonu, tablet veya bilgisayarlardan notlarımıza erişebiliriz. Bunun için size oldukça kullanışlı iki program önereceğim.


Google Keep



Google'ın resmi not alma uygulaması. Notlarınızı bir yerden kaydedip cep telefonu, tablet veya bilgisayar istediğiniz yerden bu notlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Notları renklendirme, fotoğraf vb dosya ekleme, liste yapma, kullanılmayan notları arşivleme gibi birçok güzel özelliği mevcut. Kullanması oldukça basit ve keyifli. Yaklaşık iki yıldır kullandığım bir uygulama ve çok memnun olduğum için sizlere de tavsiye etmek istedim. Özellikle öğrenci arkadaşların çok işine yarayacak.



Google Pocket




Bu uygulama da yine Google'dan. Fakat bu uygulama not almaya yaramıyor. Farklı bir işlevi var ama yine de oldukça faydalı. İnternette gezinirken bir sayfayı çok beğendiniz ve keşke bunu kaydedip daha sonra her yerden, internetsiz dahi bu sayfaya ulaşabilsem dediyseniz işte bu uygulama tam size göre. Pocket uygulaması size beğendiğiniz bir sayfayı kaydedip cep telefonu, tablet veya bilgisayar istediğiniz yerden internet gerektirmeden aynı sayfayı tekrar okuyabilmenizi sağlıyor. Metin yazılarının yanında görsel ve video kaydedebilme özelliği de mevcut. Bu bakımdan çok faydalı bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. Deneyin. Pişman olmayacaksınız.





25 Eylül 2015 Cuma

Ders Çalışırken Uyaranlardan Uzak Durun



Ders çalışırken yanımızda bir cep telefonunun veya buna benzer bir uyaranın olması verimli bir çalışmanın önüne geçer. Sık sık dikkatimizin bozulmasına sebep olur. Bu sebeple etkili bir çalışma için uyaranlardan uzak ders çalışmak şart. Bu yazımızda ders çalışırken en verimli şekilde çalışabileceğimiz bir ortam ve tam konsantrasyon için nelerden uzak durmamız gerektiğine değineceğim.





Cep Telefonu

Ders çalışırken cep telefonu bir numaralı düşmanımız olsun. Cep telefonları genel olarak kolay taşınır, akıllı ve çekici bir araçtır. Bu çekici araç bizi sürekli kendine çeker. Özellikle internete sahip akıllı telefonlar çok daha fazla çekici gelir. Yakınımızda bir cep telefonu olduğu sürece dersi bırakıp sürekli telefonu kullanmak (oyun oynama, arama yapma, chat vb) isteriz. Aklımız sürekli telefona gider ve bir türlü derse konsantre olamayız. Bunun önüne geçmek için ne yazık ki telefonu kapatmak bile yeterli olmuyor. Çünkü açmak dahi çok kolay ve kısa zaman alıyor. Bu yüzden yapılacak şey ya başka bir odaya koymanız ya da bir tanıdığınıza emanet etmek olmalı. Aksi taktirde telefon kullanma isteği ders çalışma isteğinizin önüne geçecektir. Peki hiç mi telefon kullanmayalım? Tabiki de kullanabiliriz. Boş zamanlarınızda kullanın da. Ancak ders çalıştığımız zamanlar uzak durmakta büyük fayda var.


Bilgisayar

Bilgisayar da yine cep telefonlarımız gibi akıllı, çok fonksiyonlu ve çekici bir araç. Chat, internet ve bilgisayar oyunları gibi kendine çeken birçok özelliği var. Bu sebeple bağımlılık yapma ihtimali de büyük. Tavsiyem bilgisayardan uzak durmak. Mümkünse tamamen kaldırmak. Çünkü zamanınızı boşa geçirebileceğiniz ve bağımlılık yapan o kadar çok şey var ki bu bilgisayarda ders çalışmanıza büyük engel oluyor. En azından sınavlar geçene kadar bir tanıdığınıza verebilir veya tamamen kapatıp bir dolaba koyabilirsiniz. İnanın çok daha etkili bir şekilde daha fazla ders çalışacaksınız.


Televizyon

Televizyon da yine izleme vaktinize göre ders çalışmanıza engel olabilecek bir araç. Kimileri var saatlerce izler kimleri azıcık bakıp kapatır. Bir de dizi bağımlıları var. Tavsiyem dizi gibi sürekli takip gerektiren yayınları izlemeyi tamamen bırakmanız şeklinde. Bu şekilde kendinizi izlemek zorunda bırakmazsınız. Tamamen bırakmak çok daha faydalı ama bu şekilde de çok fazla boş zaman kalıyor. Bu sürede kitap okuyabilir veya bir hobinizle ilgilenebilirsiniz ancak bunu yapamayanlar da maksimum 2 saat televizyon izleyebilir. Tabiki takip gerektiren diziler, yarışmalardan uzak durmak şartıyla.


Müzik

Müzik ruhun gıdası. Bunaldığınızda sizi rahatlatacak bir şeyler şart. Bunun için de müzik dinlenebilir. Ancak ders çalışma anında bundan uzak durmakta fayda var. Çünkü aklınızı tamamen derse vereceğinize bir kısmını şarkıya verip dikkatinizi dağıtıyorsunuz. Bu öğrenme kapasitenizi azaltacaktır. Bu hem sözel hem sayısal tüm dersler için geçerlidir. Müzikle ders çalışılmamalı. Ancak diğer boş zamanlarınızda da müzik dinlemenin bir sakıncası yok. Bir de sınavlara yakın zamanda aklınıza karışmaması için müzik dinlemeyi tamamen bırakmanızı tavsiye ediyorum. Sınava 1-2 hafta kala müziği tamamen bırakmak şart. Yoksa o heyecana  müzik de eklendiğinde sınav anında aklınıza saçma melodiler geliyor ve dikkatiniz dağılıyor. Zaten kısıtlı olan zamanı değerlendirmek çok daha zorlaşıyor.


24 Eylül 2015 Perşembe

İyi Bayramlar




Herkesin kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar, 
sevdiklerinizle birlikte nice mutlu bayramlar geçirmenizi dilerim.



Bayrama özel ders çalışırken yazı dizisi hediyeniz olsun:


# Ders Çalışırken Uyaranlardan Uzak Durun

# Ders Çalışırken Sağlığınızı İhmal Etmeyin



22 Eylül 2015 Salı

Ders Çalışırken Sağlığınızı İhmal Etmeyin



Ders çalışmak çoğu zaman sıkıcı olabildiği gibi yorucu bir etkinliktir de. Kimi zaman hasta oluruz fakat çalışmaya, okula gitmeye devam ederiz. Adeta hayatımızı gireceğimiz bir sınava adarız. İşte bu yazımızda sağlık ve sınav ilişkisine değineceğim.

Ders çalışmak stresli bir etkinlik. Bu süreçte stresten kaynaklanan bazı rahatsızlıklar görülebilir. Bağışıklığımız zayıflar grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha sık yakalanırız. Tıpkı her besininin fazlasını yemenin zararlı olduğu gibi uzun süreler ders çalışmak da zararlıdır. Mola vermeden uzun süre çalıştığımızda kaslarımız, eklemlerimiz hareketsiz kaldığından karıncalanmalar, kramplar sık sık görülmeye başlar. Fiziksel aktivite azlığından kilo alırız. Özellikle masa başında atıştıranlar, takviye ilaç kullananlar bu ders çalışma sürecinde obeziteye varacak kadar kilo alabiliyor. Bu da birçok ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Şeker, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi ciddi tehlikeler ortaya çıkabiliyor.

Peki tüm bunlara neler çözüm olabilir? Sağlıklı bir ders çalışma için öncelikle sağlıklı bir birey olmamız ve bunun sürdürülebilirliği önemli. Çalışmalarımızı mutlaka belirli aralıklarda mola vererek sınırlandırmalıyız. Bu molalarda ayağa kalkıp basit egzersizlerle kas-iskelet sistemimizi rahatlatacak bir şeyler yapabiliriz. Sık sık odayı havalandırmak iyi gelecektir. Kaliteli ve yeterli bir uyku olmazsa olmaz. Dengeli beslenmek ve atıştırmalardan, fast fooddan uzak durmak da sağlıklı olmak için şart. Bunun dışında ders çalışmanın yanında mümkünse bir spor dalıyla ilgilenmek, en az bir hobimizin olması, arada bir arkadaşlarla buluşmak hem sağlığımız hem de psikolojimiz için çok faydalı olur.


Diyelim hafif bir hastalığa yakalandık. Tam olarak iyileşmeden ders çalışmayı, okulu filan bırakın. Hiçbir şey sağlığınızdan önemli olamaz. Bunun gibi ciddi hastalıklarda da çalışmanıza ara verin. Sınava girme hakkı her sene var. Gerekirse seneye girersiniz. Üniversite hayatınızı bir yıl ertelemiş olursunuz. Mezuna kalmaktan da korkmayın. Önemli olan sağlığınız. Kaliteli bir yaşam sürmedikten, sevdiğiniz insanlarla mutlu bir şekilde yaşamadıktan sonra Boğaziçi'ni kazansanız ne fark eder! Sınavlar hayatınızın amacı olmasın, amaçlarınıza ulaşmak için kullanacağınız araçlar olsun.




20 Eylül 2015 Pazar

Geleceğinize Birikim Yapın



Başarmakmak blogun okuyucularının çoğu öğrenci arkadaşlarımızdan oluşuyor. Yani çoğumuz daha hayatın başında, uzun ve belirsiz bir gelecek önümüzde. Geleceğimizin daha rahat olması için birikim yapmak şart. Bu şekilde eğitim hayatımız bittiğinde açıkta kalmış, henüz iş bulamamış ve çaresiz değil en azından bir miktar birikimi olan ve adımlarını daha güvenli atabilecek bireyler oluruz. Ayrıca kimimiz eğitim hayatı boyunca bazı sağlık sorunları, ailesel sorunlar yaşayabilir. Bu gibi acil ihtiyaçlar için de birikiminiz hayat kurtaracak. Bu yazımızda siz öğrenci arkadaşlar için geleceğinize birikim yapmanın bazı yolları üzerinde duracağım.



# Banka Hesabı
Çoğu banka bir öğrenci belgesi getirdiğiniz taktirde size hiçbir masrafı olmayan birikim hesapları açıyor. Bunun yanında size bir banka kartı da veriyor. Bu şekilde hiçbir masraf yapmadan paranızı güvenli bir şekilde biriktirebilir, istediğiniz zaman harcayabilirsiniz. Ayrıca tüm internet bankacılığı işlemlerinden de faydalanabilirsiniz. Tabiki 18 yaş altındaysanız hesap açımı sırasında velinizin de yanınızda bulunması şart.

# Kumbara
Herkesin hayatında en az bir kez kullanmış olduğu bir yöntemdir. Paranızı bir kutuda biriktirir ihtiyaç halinde kutuyu açıp harcarsınız. Bu yöntem aslında banka hesabından farksız. Yalnızca paranız daha az güvende oluyor. Tabi evinizin ve orada yaşayan kişilerin güvenliğinden eminseniz banka hesabına göre çok daha zahmetsiz bir iş. Lakin çalınma güvencesi olmadığını da unutmayın. Bankaların arkasında her zaman devlet güvencesi olur, dolayısıyla banka kapansa dahi devlet paranızı geri ödemek zorunda.

# Altın
Parayı yıllarca biriktiriyorsunuz fakat enflasyon ile her şey zamlanırken sizin paranız aynı kalıyor. Bu sebeple paranızın da enflasyona yakın oranda değer kazanmasını isterseniz para biriktirip belli aralıklarla altın alabilirsiniz. Zaten çoğumuzun ailesinde altına yatırım vardır. Hatta altın günleri veya düğünlerde altın takma şeklinde geleneklerimizde de sıkça olan bir şey. Zarar etme ihtimali var mı derseniz şöyle cevap verebilirim. Eğer bugün alıp birkaç gün sonra satacaksanız zarar ihtimali vardır. Fakat aylar yıllar sonra satarsanız zarar ihtimali kesinlikle yok. Mesela 2005'ten bu yana altın her sene kat kat artmış yalnızca bir sene yerinde saymış. Bu 10 yıllık süreçte altının fiyatı 5 katına çıkmış. Zaten bu kadar güvenli bir liman olmasa toplumun çoğunluğu altına yatırım yapmazdı. Yalnız tek sorun bu değerli madeni saklamakta. Bu işi hallettikten sonra arkaya yaslanıp altının değerinin artmasını bekleyebilirsiniz. Başka hiçbir şey ile uğraşmaya gerek yok.

# Döviz
Döviz yatırım için oldukça riskli bir liman. Alış ile satış arasındaki fark ve değerinin düşük olması kar etmenize büyük engel. Paranızı arttırabilmek için ancak çok büyük miktarlarda yatırım yapıp dövizin değerinin de yüksek miktarlarda değişmesini beklemek gerek ki bu da diğer güvenli limanlara göre büyük bir risk olarak gözüküyor.

# Altın Hesabı
Altın yatırımı yapmanın en güvenli yolu. Altınları alıp yastık altına koymaktansa daha güvenli bir şekilde parayı bankaya yatırıp altın karşılığını almak çok daha akıl karı. Dilerseniz miligram dilerseniz çeyrek,tam altın alabiliyorsunuz. Kuyumcularla uğraşma derdi yok. Üstelik hiçbir masraf da alınmıyor. İnternetten istediğiniz zaman altınınızı satıp tekrar alabiliyorsunuz. Ayrıca bankaya gidip istediğiniz zaman altın veya para karşılığını alabiliyorsunuz. Bu açıdan masrafsız ve oldukça güvenli bir yatırım ve birikim türü olarak gözüküyor. Bu yüzden ben de birikimimi bu şekilde yapmaya karar verdim. Sizlere de öneririm. Yalnız bu işlem için de 18 yaşına ulaşmış olmak şart. Siz yapamıyorsanız bir veliniz yoluyla yapabilirsiniz.

# Bireysel Emeklilik Sistemi
Bu işlem için 18 yaş koşulu yok. Emekliliğinize geleceğinize yatırım yapmak için diyelim her ay 100 lira bankaya yatırdınız. 25 lira da devlet katkısı ekleniyor. Bu şekilde emekli olana dek paranız birikiyor. Ancak emekli olmadan parayı çekmek büyük dert. Sanırım bazı sorunlar yaşanıyor ve BES kullanıcıları genel olarak bu sistemden şikayetçi. Bu durumda altına yatırım daha karlı ve her zaman bozdurma imkanı olduğu için çok daha faydalı olacak gibi gözüküyor.




Borsaya veya Forex gibi sistemlere hiç değinmeyi düşünmüyorum. Çünkü bu tarz işler daha çok ilgilenmenizi gerektirir. Ben kafamdaki planın yani yalnızca parayı yatırıp bir daha ilgilenmeyeceğiniz sistemler üzerinde durmaya çalıştım. Ne de olsa öğrenciyiz bununla uğraşacak pek zamanımız olmayabiliyor. Ben kendim de geleceğime birikim yapmak için masrafsız bir banka hesabı ve bir de altın hesabı olarak iki yatırım yaptım. Cebimde biriktikçe hesaplarıma para koyuyorum, gerektiğinde altın alıyorum. Ailem de arada bir miktar destek oluyor. Mezun olunca cebim boş bir şekilde hayata atılmayacağım için kendimi güvende hissediyorum. Sizleri de geleceğinize birikim yapmaya çağırıyorum. Kaybedecek hiçbir şey yok.


19 Eylül 2015 Cumartesi

Çalışma Ortamı


Verimli ders çalışabilmek için çalışılan ortam koşulları önem gösterir. Doğru koşullar sağlandığı taktirde çalışma performansınız ve dolayısıyla başarınız artar. Bu yazımızda başarınızı arttıracak bir çalışma ortamı için ideal çevre koşullarına değineceğim.


# Çalışma masası:
Çalışacağınız masanın düz ve pürüzsüz olması önemli. Bu şekilde yazarken veya silerken bir engelle karşılaşmazsınız ve çalışmanız bölünmez. Bunun için masanızı sık sık temizlemeye özen gösterin. Masanızın üstü mümkün olduğu kadar boş olmalı. Gereksiz eşyalar dikkatinizi dağıtacağından mümkünse bunları oda dışında tutun. Telefon, bilgisayar masanın üstünde olmamalı. Yalnızca ders çalışacağınız kitapları, defterleri ve kalem gibi eşyaları masanın üzerinde bulundurun. Yiyecek, atıştıracak şeyler de olmasın. Masanız yalnızca ders çalışma alanınız olsun. Böylece masa başına oturunca beyniniz yemek yemeye, oyun oynamaya değil doğrudan ders çalışmaya odaklanacaktır. Son olarak yatakta veya koltukta çalışmayın. Çalışırken uykunuzu getirmeyecek sert bir sandalye ve eşyalarınızın sığabileceği büyüklükte bir masa idealdir.


# Sıcaklık:
Aşırı sıcak nasıl uykunuzu getiriyorsa aşırı soğuk da beynin çalışmasını engelleyip çalışmanıza mani olur. Bunun için odanızın sıcaklığı mümkünse standart oda sıcaklığında ( 20-22°C ) tutmaya çalışın. Bunu sağlayamıyorsanız bizi ısıtacak kat kat giyinme veya fazla giyinmişsek bunları çıkarma şeklinde kendimizi ne sıcak ne soğuk olacak şekilde en rahat ettiğimiz sıcaklığa eriştirebiliriz. Bu şekilde beynimiz sıcaklık sorunu ile ilgilenmeyip derse odaklanabilir.


# Renk:
Çalışma ortamının rengi de çalışmayı bir miktar etkiler. Mesela çok açık, parlak renkler dikkatinizi dağıtır. Derse odaklanacağınıza odaya odaklanırsınız. Dersinize odaklanmak için önerilen renkler genellikle açık yeşil veya açık mavi gibi mat ve çok dikkat çekmeyen tarzda renklerdir.


# Hava:
Beynin besleyici iki ana maddesi oksijen ve besindir. Bu ikisi bir arada olduğu sürece çalışmanıza ciddi bir engel yok. Bu yüzden odanızı sık sık havalandırarak oksijen seviyesini yüksek tutmaya özen gösterin. Böylece çalıştıklarınızı çok daha iyi anlayacaksınız.


# Işık:
Çalışma ortamının aydınlık olması yine önemli bir etken. Az ışık veya sarı renk bayık ışıklar uykumuzu getirir. Bunun önüne geçmek için sizi uyanık tutacak genellikle yüksek volta sahip beyaz ışık kullanmanızı tavsiye ederim. Ayrıca masanızda bir masa lambası olması da oda ışığına göre çok daha faydalı olacaktır.


# Ses:
Müzik veya konuşma sesi, inşaat sesi gibi etkenler dikkatimiz dağıtır. Bundan kaçınmak için ses olmayan ortamlarda çalışmak şart. Bu durumda odanızda kapıyı, pencereyi kapatabilirsiniz. Bu çözüm olmuyorsa her eczanede satılan kulak tıkaçlarını da kullanabilirsiniz ki fiyatları da oldukça ucuz. Bütün bunları yapamaz iseniz size en yakın kütüphane, ders çalışmak için iyi bir tercih olacaktır. Ayrıca müzikle ders çalışmayı da anlamayı kısıtladığı dolayısıyla önermiyorum.


# Diğer etkenler:
Ders çalışmadan önce fazla olmamak koşuluyla tok olmakta fayda var. Zira beynimizin çalışabilmek için besine ihtiyacı var. Bu yüzden aç çalışmayı boşa çalışmak olarak görüyorum. Aynı şekilde fazla tok olmak da uykumuzu getireceğinden bundan da uzak durmak lazım. Ders sırasında atıştırmak da konsantrasyonunuzu bozar. Bunun dışında stresli olmak da öğrenme kapasitenizi azaltacak bir etken. Bunun önüne geçmek için de spor yapmayı veya varsa bir hobiniz ile ilgi alanınız ile az da olsa uğraşmanızı tavsiye ediyorum. Unutmayın burada önemli olan çok çalışmak değil etkili çalışmak. 



14 Eylül 2015 Pazartesi

En İyi İngilizce Sözlük



Dil öğrenirken doğru öğrenmek önemli. Tabi bunun için doğru kaynaklar kullanmak gerek. Kelimeleri doğru anlamlarıyla birlikte öğrenirsek İngilizcemiz büyük ölçüde gelişir. En azından anlatılmak istenen şeyi kesin anlayacak hale gelirsiniz. Bu yazımızda en iyi ingilizce sözlüklerden ve bazı sözlük uygulamalarından bahsedeceğim.

Öncelikle kitap şeklindeki sözlüklerden başlayalım. Basit, küçük, taşınabilir ve içinde aradığınız çoğu şeyi bulacağınız bir sözlük olarak Redhouse'ın mini/cep boy sözlüklerini öneririm. İngilizce eğitimim boyunca bu sözlüğün çok yardımını gördüm. Aradığım çoğu şey vardı içerisinde. Ama daha detaylı daha sıkı bir eğitim için daha büyük sözlükler şart. Bunun için yine Redhouse'ın büyük İngilizce-Türkçe sözlükleri mevcut. Bu markayı genel olarak başarılı buluyorum. Bunun alternatifi olarak da Oxford kullanılabilir. Oxford da yine kalitelidir.


Peki İngilizce-Türkçe sözlük mü İngilizce-İngilizce sözlük mü kullanmalı?

Bu konu aslında İngilizcenizin hangi seviyede olduğuna bağlı. Bana kalırsa İntermediate seviyesine gelmiş biri rahatlıkla İngilizce- İngilizce sözlük kullanabilir. Kullanmalıdır da. Çünkü İngilizce dilini yine bu dildeki kaynaklardan öğrenmek çok daha faydalı. O dilin imkanlarını ne kadar kullanırsanız o kadar iyi öğrenirsiniz. İlk başlarda belki biraz zor gelebilir. Fakat kısa sürede alışılıyor. Zaten sözcüklerin anlamı kolay bir dilde anlatılıyor ve hatta çoğu sözlükte örnek cümleler de bulunuyor. Tabi İngilizcesine güvenmeyen ve seviyesi düşük olan arkadaşların bir İngilizce-Türkçe sözlüğe sahip olması çok daha iyi olacaktır.


Kitap sözlükler dışında sözlük kullanmalı mı? Nasıl şeyler kullanmalı?

Bunun için internette birçok site mobilde yüzlerce uygulama var. Fakat bunların çoğu sorunlu. Benim kullanmış olduğum ve başarılı bulduğum, hala da kullanmakta olduğum birkaç tavsiye verebilirim. Mesela webten kolay bir şekilde Google Translate'ye girebilir dilediğiniz sözcükleri çevirebilirsiniz. Anlamları çoğu zaman doğru oluyor ama emin değilseniz anlam karşılığını dili değiştirerek kontrol edebilirsiniz. Ayrıca zaten alternatifler de mevcut. Bunun gibi Zargan isimli sözlük sitesi de güzel bir site. Kelimenin yaklaşık anlamını vererek size birçok alternatif de sunuyor. Lakin webten sakın metin çevirisi işiyle uğraşmayın. Çok büyük bir ihtimalle kelime salatası olmuş bir çeviri ile karşılaşırsınız ve bu hiçbir zaman doğru çeviri değildir. Metin çevirmek için en iyisi önce sözcükleri çıkarıp daha sonra aradaki bağa göre metni en baştan, çevireceğiniz dilde yazmanız olacaktır.

Bunun dışında mobilde de önereceğim çok güzel bir uygulama mevcut. Zensoft'un hazırladığı İngilizce Türçe Sözlük oldukça iyi. İnternet gerektirmeden telefonunuzdan bütün kelime anlamlarına bakabilirsiniz. Ayrıca internete bağlandığınız taktirde bunların seslendirmesini de dinleyebilirsiniz.  Kocaman sözlükleri yanınızda taşıyamadığınız taktirde cebinizden bakabilmek büyük kolaylık. Ancak internetten, cepten sözlük kullanmayı pek önermiyorum.


Peki neden kitap sözlükleri kullanalım da internetten, cepten sözlük kullanmayalım?

Bunun temel sebebi kelimeyi arama, bakma ve hafızada geçirdiği süreçte gizli. İnternetten ve herhangi bir uygulamadan baktığınızda sözcüğü kısa sürede bulur işinizi giderirsiniz ve hemen öteki sözcüğe geçersiniz. Bunu yapmak çok kısa süreceği için kelime ve anlamı aklınızda uzun süre durmaz. Böylece kısa sürede yok olur. Fakat kitap şeklindeki sözlüklerde kelimeyi aramak, bulmak biraz zaman alsada kelime anlamı uzunca açıklanır, bunu okumak ve örnek cümleyi gözden geçirmek dahi hafızanızda iyi bir yer eder. Bunun yanında öteki arayacağınız kelimeyi de aramak zaman alacağı için bu sürede kelime aklınızda birkaç kez tekrar eder. Yani daha sonra hiç tekrar etmeseniz bile kelimeyi iyi bir şekilde öğrenmiş olursunuz. Ama tabi teknoloji kolaylık sağlamak için var; kitap taşıyamayacağınız zamanlarda çok sık yapmamak koşuluyla cepten, internetten de bakılabilir.









13 Eylül 2015 Pazar

Daha Hızlı Okuyun - Zaman Kazanın



Hepiniz mutlaka bir yerlerde hızlı okuma kursları reklamını görmüşsünüzdür. Bu insanlar boşa kurs açmıyorlar ya. Hızlı okumanın elbet faydaları vardır. Özellikle sınava hazırlanan kişiler için faydaları oldukça fazla. Bu yazımızda hızlı okuma eğitimi ve faydaları üzerinde duracağım.

Hızlı okumayı yalnızca kitap okumayı hızlandıracağını düşünmeyin. Hızlı okumak paragraf sorularını çok daha çabuk çözmenizi, tüm derslerin sorularını ve cevap şıklarını çok daha çabuk bir şekilde okuyup anlamanızı sağlar. Bunun yanında derslere çalışmak için harcadığınız süreyi de kısaltır. Bu şekilde soruları çözme hızınızda da büyük bir ilerleme kat edebilirsiniz. Hızlı okuma çabucak okuyup hiçbir şey anlamamak değildir. Hızlı okuma eğitimlerinde okuma süresini kısaltacak eğitimlerin yanında okuduğunuzu anlamanızı sağlayacak eğitimler ve ölçme çalışmaları da yapılmaktadır. Bu yüzden kısa sürede en verimli çalışmayı yapmak ve zamanı en etkili şekilde kullanarak soruları doğru çözebilmek için hızlı okuma eğitimlerini öneriyorum.

Hızlı okuma eğitiminin birçok yolu var. Mesela en basitinden bir hızlı okuma kursuna gidersiniz. Veya bu konuda hazırlanmış birçok kitap da mevcut. Bunları kullanmanın da faydası olabilir. Fakat ben , sizlere kendimin de kullanmış olduğum Hızlı Okuma isimli uygulamayı önereceğim. Öncelikle uygulama ne yazık ki ücretli. Fakat ücretinin her kuruşuna değecek bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. İçerisinde 12 farklı egzersiz çeşidi var ve seviye seviye zorlaşıyor. Etkinliklerin süresi giderek kısalıyor. Bu şekilde okuma süreniz de giderek kısalıyor. Etkinlikleri her gün 10 dakika yapmanız yeterli. Oyun oynar gibi okuma mı hızlanır demeyin oluyor. Dikkatiniz de artıyor okumanız da hızlanıyor. Ayrıca içerisinde çok sayıda okuma parçası var. Bunları okuyorken uygulama zaman tutarak kelime / dakika oranınızı hesaplıyor. Böylece ne kadar ilerlediğinizi görebiliyorsunuz.

Hızlı okumayı bu uygulamayı düzenli kullanarak öğrendim ve çok memnun kaldım. Sınavları çözme süremi kısaltan bir faktör de bu oldu. Ayrıca bunun için çok uzun zamanlar harcamaya hiç gerek yok. Telefonunuz sayesinde internet bile gerektirmeden istediğiniz yerde istediğiniz zaman günde 10 dakika ayırarak zamanınızı arttırabilirsiniz. Başarılar dilerim.









11 Eylül 2015 Cuma

Ted Talks [İngilizce]



Ted konuşmaları uzun yıllardır takip ettiğim ve bana İngilizce öğrenmemde faydası dokunmuş bir video yayın sitesi. Alanında uzman kişilerin yaptıkları bilimsel konuşmaların yanında stand up tarzı konuşmalar, sosyal konulardaki görüşler de mevcut. İlgimi çeken bir yayını öncelikle alt yazısız olarak izliyorum. Daha sonra İngilizce alt yazılı olarak izliyorum. Hala anlayamamışsam Türkçe alt yazılı olarak izlemek de mümkün. Peki bunları izlemenin normal alt yazılı bir dizi izlemekten ne farkı var? Bir kere ben dizileri oldum olası sevmem ve izlemem de. Ama çevremdeki insanlardan bağımlılık yaptığı ve sezon sezon izlettiğine şahit oluyorum. En azından Ted konuşmalarının böyle bir etkisi yok. Ayrıca ilgi duyduğunuz herhangi bir konuda konuşma bulmak mümkün. Konuşmaların konuları güncel. Ülkemiz haber sitelerinde bulamayacağınız güncel yenilikler, keşifler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bilimsel açıdan birçok konuşma mevcut. Asıl en önemli farkına gelecek olursak her milletten her aksandan konuşmacı mevcut. Gerçek hayatta yalnızca İngiliz veya Amerikan İngilizcesi konuşulmuyor. Bunun yanında mesela şarkıları anlayamamanıza sebep olan farklı aksanlarda birçok İngilizce de mevcut. Ted konuşmalarındaki konuşmacılar çeşit çeşit milletten. Bu sebeple listeninginizi geliştirmek için çok faydalı bir hizmet. İyi bir İngilizce isteyenlerin mutlaka takip etmesini tavsiye ediyorum.






Dört İşlem Pratiğinizi Geliştirin - Zaman Kazanın



Matematik çoğu öğrencinin (ben de dahil) zamanını en çok tükettiği derslerin başında gelir. Bunun sebebi anlaması güç, içinden çıkılması zor ve çözümü çok aşamalı olan sorular sorulmasıdır. Ayrıca bilmediğimiz konuların olması da zaman yiyeceğinden bunların da bir an önce öğrenilmesi tavsiye edilir.

Dört işlem pratiğinizi geliştirmek, konu konu değil de her soru için kullanabileceğiniz ve soru çözmenizi hızlandıracak etkili bir yöntem. Özellikle de matematik gibi yüzdesi fazla bir ders için. Alt alta işlemler, tablolar çizmek yerine bunları kafanızdan çok daha hızlı yapmak mümkün. Böylece hem soruları daha hızlı çözersiniz hem de bunları kontrol etmek için zaman arttırabilirsiniz. Lakin bunun için size dört işlem soru bankası gibi komik tavsiyelerde bulunmayacağım. Bunları zaten ilkokulda yaptık. Dört işlem çalışmak çoğumuz için sıkıcı geldiğinden bunları bir oyun haline getirmiş uygulamalar var. Bu şekilde zaten hepinizin elinden düşmeyen akıllı telefonlarınızdan herhangi bir yer ve zamanda eğlenerek pratik yapabilirsiniz.

Benim tavsiyem, kendimin de sınava hazırlanırken kullanmış olduğum Math Workout programı. Okula, dershaneye giderken (otobüste) bu uygulamayı kullanarak sık sık pratik yaptım. Bu uygulamada kolay toplama - çıkarma ve çarpma - bölme işlemlerinden başlanarak üç haneli rakamların çarpımlarına kadar yükselebiliyorsunuz. Ayrıca seviye yükselme, skorunu kaydetme ve online yarışma gibi modlarla sizi hiç sıkmıyor.

Dört işlem sürekli pratik gerektiren, yapılmadığı taktirde zayıflayan bir yetenek olduğu için bu uygulamayla pratiğinizi geliştirmenizi daha sonra çözeceğiniz sorularla bunları tekrar ederek matematikte zamanı dert etmeye gerek kalmayacağını söyleyebilirim. Unutmayın ösym matematik dersinde zamanı her zaman zorlar. Zamanı yetişmediği için matematik soruları boş kalmış birçok arkadaşım oldu. Bu duruma düşmemek için durumu ciddiye alın. Konuların hepsine çalışın çalışmadığınız tek nokta kalmasın. Bol bol pratik yapın. Çok soru çözün. En sonda bolca deneme çözün. Bunları etkili bir şekilde yaptığınız taktirde matematikte zaman sorunu yaşamazsınız. Başarılar dilerim.







Zaman Arttırma





Sınavda konuları bilip soruları çözebilmenizin yanında bunları verilen kısa zaman içerisinde yapabilmek de aynı oranda önemlidir. Her sene ösym birkaç dersten soruları uzunca hazırlar ve bu şekilde öğrencilerin çoğu zamanı yetiştiremez. Aslında yapabileceği birçok soruyu daha göremeden kaybeder. Ülkemizin fen ortalaması genel olarak düşük olduğu için sorular kolay hazırlanır, böylece fen dersinde sorular genel olarak yetişir. Bunun aksine matematik, türkçe ve sosyal dersleri soruları çoğunlukla uzun paragraflar veya çok aşamalı işlemli olarak hazırlanıp kısıtlı vaktimizi bitirmek amacıyla hazırlanıyor. Bunun yanında zaman yetişmediği takdirde çoğu kişi panik yaparak yaptığı soruları da karıştırabiliyor. Bütün bunların önüne geçebilmek için zamanı etkili kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bu da ne yazık ki kısa sürede olabilecek bir iş değil. Bahsettiğim derslerin zaman arttırma yollarına çalışarak ve fazla soru çözerek, bolca deneme yaparak bu zaman sorunundan kurtulup üstüne emin olamadığınız sorularınızı kontrol edebileceğiniz bir zaman arttırmak bile mümkün. İşte size zamanınızı etkili kullanabilmeniz için hazırladığım yazı dizisi:






Ygs Çözmeye Hangi Dersten Başlamalı



Bu yazımızda sınavı çözerken hangi ders sırasını takip edeceğimiz konusuna değineceğim. Öncelikle hangi dersten başlayacağımızın ne önemi var demeyin, çok çok önemli bunu yaşayarak öğrendim. Mesela ben direkt verilen sırayla Tür-Sos-Mat-Fen çözüyordum ve hiçbir zaman sınavım yetişmiyordu. Önemi büyük olan fen dersinden hep boşlarım kalıyordu. Daha sonra bir arkadaşımın da tavsiyesiyle bunu değiştirdim ve Mat-Fen-Tür-Sos şeklinde yaptım ve hiçbir zaman süre sıkıntısı yaşamadım. Yani zaman bakımından oldukça önemli bir konu. Fakat yalnızca zaman açısından önemli değil puanınız açısından da bir o kadar önemli.

Hangi dersten başlayacağınız hangi alanda çalıştığınıza bağlı. Mesela ben mf3 öğrencisiydim. Benim için yüzdeler şu şekilde;

MF-3’te:

Türkçe yüzde 11

Temel Matematik yüzde 11
Sosyal yüzde 7
Fen yüzde 11
Matematik yüzde 13
Geometri yüzde 5
Fizik yüzde 13
Kimya yüzde 14
Biyoloji yüzde 15


Gördüğünüz gibi ilk dört ders ygs dersleri. Bunlardan Mat-Fen-Tür aynı yüzdeye sahip olduğu için istediğiniz gibi sıralayabilirsiniz. Bu sıralamaya karar vermeden önce farklı kombinasyonların hepsini denemeye çalışın, hangisinden daha çok verim alıyorsanız, süreniz hangisinde daha çok artıyorsa bu kombinasyonda karar kılın. Sos dersinin yüzdesi düşük olduğu için bu dersi sona koymakta fayda var.

MF-4’de:

Türkçe yüzde 11

Temel Matematik yüzde 14
Sosyal yüzde 6
Fen yüzde 9
Matematik yüzde 22
Geometri yüzde 11
Fizik yüzde 13
Kimya yüzde 9
Biyoloji yüzde 5


Mesela mf4 için de derslerin önem sırasını takip edersek Mat-Tür-Fen-Sos çözmek hem puanınızın hem de zamanınızın artması için doğru bir karar olacaktır. Bu şekilde tüm alanlar için sıralamanın derslerinizin yüzdelik önemine göre sıralı olması uygulanacak en doğru strateji olacaktır.

Peki nasıl kodlamalı? Seçeneklerimiz; soru soru, sayfa sayfa, ders ders. Herkesin alışmış olduğu bir kodlama biçimi vardır. Buna alışmışsanız ve bunda başarılı iseniz değiştirmenizi gerektirecek kadar önemli bir konu değil. Yine de değiştirmek isterseniz benim önerim sayfa sayfa kodlama yapmaktır. Böylece 4 soruda bir dinlenirsiniz ve kaydırma ihtimali de en aza indirgenir. Peki neden soru soru kodlamayalım, çünkü daha sık kodlama yapmak dikkati daha çok dağıtır ve daha fazla zaman kaybedersiniz. Peki neden ders ders veya en sonda bütün olarak kodlama yapmayalım, çünkü en sonda zamanınız kalmama ihtimali var, sorular arasında dinlenecek vaktiniz kalmıyor ve kaydırma olasılığı çok daha fazla.

Bütün bu önerilerimi deneyip önceki stratejiniz ile karşılaştırmadan kullanmayın. Ayrıca sınava son 1-2 ay kalmışsa da fazla aksiyona gerek yok; her zamanki alışkanlığınıza devam edin. Başarılar dilerim.






8 Eylül 2015 Salı

Dünyanın En Akıllı İnsanı Olun




Erdal Demirkıran'ın muhteşem eseri.
Sizi hiçbir şey yapamayacağınız şekilde inandırmışlar. Oysaki inanarak her şey mümkün. İnsanların zorlamalarından sıyrılarak kendi gerçeğinizi, kendi hayallerinizi yaşayın. Ben Dünyananın En Akıllı İnsanıyım'da inanarak nasıl başarabileceğinizi öğreniyorsunuz. Kitap bölümlere ayrılmış ve her bölümde başarmak için bir adım daha ilerliyorsunuz. Konuyu pekiştirmek için anlatılan hikayeler de oldukça etkileyici. Mesela karınca titonun bir hikayesi vardı onu çok sevmiştim, yıllar geçti hala hatırlarım. Tavuklar arasında büyüyen kartalın uçamaması da hala unutamadıklarımdan. Bunlar gibi birçok hikaye konuyu çok iyi pekiştirmiş. Bunların dışında yazar kendi yaşadıklarından gerek parasız gerek aç kalarak kazandığı başarılardan yola çıkarak  kitabı yazması da önemli bir detay. Bu kitabın diğer kişisel gelişim kitaplarından en önemli farkı ise size uygulayabileceğiniz ve başarınızı arttıracak, beyninizi daha çok çalıştıracak egzersizler sunması. Her ünitenin sonunda bu tarz egzersizler mevcut. Ters el kullanma, aynaya bakarak yazma tarzı beyin kapasitesini arttıran egzersizler gerçekten çok faydalı oluyor.


Benim bu kitapla uzun bir geçmişim oldu. Yaklaşık 6-7 senedir bende ve en az 3 kez okumuşumdur. Sınıf arkadaşlarımın çoğuna da tavsiye ettim size de tavsiye etmek istedim. Çünkü bu kitabın gerçekten hayat değiştiren ve inanılmaz bir çalışma/başarma isteği kazandırdığını düşünüyorum. Dilerim siz de kitabı okur ve Dünyanın En Akıllı İnsanlarından olursunuz. Başarılar dilerim.


7 Eylül 2015 Pazartesi

Motivasyon Arttırmak İçin Öneriler




Bazen masaya oturur şöyle bir ders çalışırsınız fakat kalkınca aslında hiçbir şey anlamamışsınızdır. Bazen de öyle bir istekle, hırsla oturur bir çırpıda kitabı bitirir ve hepsini çok iyi bir şekilde öğrenmiş olursunuz. İşte verimli çalışabilmek için bu gaza gelme, yani yüksek motivasyon durumu ve bu durumun sürekliliği başarılı olmak için olmazsa olmazdır. İşte bu yüksek motivasyon durumu için size birkaç öneri:



# Hedefini belirle. Hangi mesleği seçtiysen o alandaki en iyi üniversiteleri hedefle. Onları gez. Kazanma hırsın olsun. Ders çalışırken hep aklına hayalindeki üniversite gelsin. Nereyi hedefliyorsun dediklerinde (misal) Boğaziçi de. Gülüyorlarsa sen de onlara gül. Başarıya inanmayan başaramaz. Yüksekleri hedeflersen en kötü ortalama bir üniversiteye gidersin. Bu da senin için üzücü olmaz. Fakat ortalama yerleri hedeflersen ya kötü yerleri kazanırsın ya da hiç kazanamazsın. İyi bir üniversite hedefi her zaman için yüksek motivasyon sağlayacaktır.


# Planlı çalış. Planlı çalışmak plana sadık kaldığınız sürece iyi bir moral kaynağıdır. Ne kadar ilerlediğinizi, kaç konu bitirdiğinizi, kaç soru çözdüğünüzü görmek daha fazlasını yapmak için motive eder. Bu yüzden plan hazırlarken mümkün olabildiği kadar uyabileceğiniz planlar hazırlamaya dikkat edin.


# Verimli çalış. On saat bildiğiniz konulara çalışacağınıza bir saat zorlandığınız bir konuyu çalışmak çok daha verimli olacaktır. Bu şekilde netleriniz giderek artacak bu da sizi daha çok mutlu edecektir.



# Severek çalış. Belki de en önemli madde. Severek çalıştığınız bir derste başarılı olmamak için, full yapmamak için hiçbir sebep yok. Daha başarılı olabilmek için tüm dersleri sevmeye çalış. Hiçbir ders için ön yargılı davranma. Ben matematik yapamıyorum sakın deme. Bu şekilde baştan kaybedersin. Matematik mi bir bakayım yaparım herhalde diye düşün. Zorlanıyorsan bile asla pes etme. Bir kez çalışırsın olmaz, ikincide olmaz, üçüncüde mutlaka başaracaksın.


Motivasyon [Steve Jobs]



Buraya motivasyon için size uzunca bir yazı yazabilirdim. Fakat ne yazarsam yazayım bu alanda Steve Jobs'ın yaptığı konuşmadan daha etkili olmayacağım için sizleri Apple dahil birçok şirketin kurucu ceosu ve akıllı bilgisayar, akıllı telefon gibi cihazları icat ederek bu yazıyı okumanızı olanaklı kılan kişinin Harvard University'deki mezuniyet konuşması ile baş başa bırakıyorum. Lütfen videoyu sonuna kadar izleyin. Hayatınızı değiştirebilir.




Steve Jobs'ın yaptığı bu konuşmada vermek istediği 3 mesaj vardı:

Birincisi: Gelecekte ne olacağını kimse bilemez. Neleri doğru yaptığımızı ancak gelecekte görebiliriz. Bu süreçte meraklı olup kendimizi geliştirmeliyiz. Yaptığımız bazı davranışlar yanlış olarak görülebilir. Fakat bu, gelecekte vereceğimiz diğer kararlardan çok daha fazla önemli bir karar olabilir. Bu süreçte yapmamız gereken en doğru şey kalbimizin sesini dinlememiz olacaktır.

İkincisi: Her ne olursa olsun sevdiğiniz işin peşinden gidin. Sevmediğiniz bir iş için boşa zaman harcamayın. Sevilmeyen bir iş zorunluluktur, sevdiğiniz bir iş ise size bir oyun gibi gelecek ve keyif verecektir. Yaşamınızın yarısından fazlasını geçireceğiniz iş hayatında keyif almak mı istersiniz yoksa her gün yaptığınız mesleğe küfretmek mi?


Üçüncüsü: Her gününüzü yaşamınızın son günü gibi yaşayın. Ölümü düşünün. Ölüm karşısında beklentilerinizin, küçük düşmenizin, başarısızlık korkularınızın hiçbir değeri kalmaz. Bugün son gününüz gibi yaşarsanız ileride yapamadıklarınız için pişman olmayacaksınız. Yaptığınız fakat başarısız olduğunuz konular için de en azından elimden geleni yaptım diyebilirsiniz. Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.

6 Eylül 2015 Pazar

Temel Lise Gerekli Mi?



Dershanelerin kapanmasından sonra kapanan kurumların bir kısmı özel kurslara bir kısmı da kolej konseptiyle 'temel lise'lere dönüştü. Özel eğitim kursları hakkındaki görüşlerimi önceki yazımda paylaşmıştım. Bu yazımda temel liseyi tercih etmenin artıları ve eksileri üzerinde duracağım.

Temel liseler ücretini ödeyerek özel okulda okur gibi dershanede eğitim görmeyi sağlıyor. Fakat hem okuldan hem kolejlerden bariz farkları var. Mesela gideceğiniz temel lisenin çok çok büyük ihtimalle bir bahçesi olmayacak. Dersler saatleri süresince bina içinde kalmak zorunda kalacaksınız. Bunun yanında çoğu dershane sınıf sayısını arttırmak için koridorları daracık yapar. Böylece okul ve kolej koşullarındaki geniş, ferah ve içerisinde her türlü aktivite yapabileceğiniz (biz futbol, basketbol bile oynamıştık) bu sosyalleşme alanlarından da mahrum olacaksınız. Yani zamanın çoğu sınıflarınızda geçecek. Diğer bir negatif yönü dershanede çalışan çoğu kaliteli öğretmenin son zamanlarda devlete atanmış olması. Ben son dershane yılında dershaneye gitmiştim ve sene boyunca bütün kaliteli hocalarımın teker teker atanmasına şahit oldum. Geriye de ya emekliliğine az kalmış veya yeni mezun stajyer denebilecek hocalar kalmıştı. Başka neler söyleyebilirim? Mesela 5 günlük eğitim süresi muhtemelen 6 veya 7 gün olacak. Yani dinlenmeniz için çok az bir zamanınız olacak. Ek derslerle de günlük 8-9 saate kadar uzayan ders süreleri de cabası.

Peki bu temel liseler için hiç mi olumlu bir şey yok? Tabiki var. Ama olumsuzların yanında biraz sönük kalıyor. Mesela uzun ders süreleri gerçekten idealist kişiler için güzel bir şey olabilir. Son sene üniversite sınavlarına hazırlanmak için belki çok daha faydalı olabilir. Nispeten az kişilik sınıflar, birebir ders imkanı, soruları daha kolay çözdürebilme, kurum içi ve kurumlar geneli yapılacak sınavlarla seviyenizi daha net görebilme, dağıtılacak birçok kaynak da yine temel liselerin artılarından. Ayrıca bazı temel liseler bahçeli ve hatta spor salonlu bile olabiliyor; fiyatlarına dikkat etmek koşuluyla bunlar iyi birer avantaj olabilir.

Ücretlere gelecek olursak bir dershaneden daha fazla ama bir kolejden de çok daha az. Bütçeniz elveriyorsa (biraz zengin olmak gerek tabi) şöyle geniş bahçeli iyi bir koleje gidin derim. Hiç gitmedim ama giden çok arkadaşım var. Çoğu yurtdışına gitmiş kolej sayesinde. Yabancı dilleri çok geliştirmiş. Spor dallarında başarılılar. Ücretleri uygun gelen bir kolej, temel liseden kat kat daha iyidir. Devlet okulları ise tamamen ücretsiz. Bahçesiz, dar sınıfları ve koridorları olan hapishane gibi temel liselere gitmektense en azından normal bir Anadolu Lisesi'ne gitmek çok daha iyi olacaktır.

Benim yorumuma gelecek olursak. İlkokul, lise veya üniversite hiç farketmez. Biz bir öğrenci olarak okumaya gidiyorsak yalnızca matematik öğrenmek için değil yabancı dil öğrenmek, arkadaş edinip sosyalleşmeyi öğrenmek, spor dallarında kendimizi geliştirebilmek için de gidiyoruz. Özellikle gençlik çağında spor çok önemli. Okurken spor yapmayacağız, daha sonra iş hayatında spor yapmayacağız, emekli olunca yapamayacağız ee ne zaman yapacağız peki? Sağlam kafa sağlam vücutta bulunurmuş. Ben spor yapamıyorum, şişmanım, basketbol bilmem demeyin. Ben de bunların hiçbirini bilmezdim liseye başlayana dek. Ancak liseye başlayınca bunların hepsine ek olarak Amerikan futbolu bile oynadık arkadaşlarla. Ayrıca bir arkadaşın isteği üzerine yaptık bunu, beden hocasının ödevi filan değildi. Yani hiçbir bahanesi yok bunun. Bunun dışında daracık yerlerde sürekli okumak da insanı psikolojik olarak bozar. Bir süre sonra sıkmaya başlar. Daha yeni bir seçenek olduğu için insanlar bu fikre biraz uzak duruyor bir de. Yani sınıf arkadaşlarınızın sayısı da az olacak gibi. Hocaların da kalitesi tartışılır. Bana sorarsanız temel lise ancak son sınıfta tercih edilebilir bir seçenek. Bunun dışında normal bir lise veya paranız varsa bir kolej çok daha iyi seçenekler. Ayrıca buralarda öğretmen kalitesi de çok daha iyi olacaktır. Son sene üniversite sınavına çalışırken zaten ne spor ne yabancı dil ne de sosyalleşmenin pek bir önemi kalmayacak. Bu sebeple daha çok sınava yönelik çalışabileceğiniz temel liselere geçiş yapabilirsiniz. Ama sırf markasından dolayı bir temel lise tercihinde de bulunmayın. Gideceğiniz yere ilk önce bir hafta misafir öğrenci modunda gidin. Öğretmen kalitesinden memnun kalırsanız gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.


Son olarak bazı temel liseler çeşitli cemaatlerle bağlantılı oluyorlar. Bunlar aşırı ders yükü bindirmenin yanında size bazı dini ödevler de veriyor ve gerçekten çok sıkıştırabiliyor. Benim hayatım boyunca cemaatlerle hiçbir bağlantım olmadı. Fakat olan birçok arkadaşım oldu. Açıkça söylemek gerekirse bunların yerinde olmak istemezdim. Ödev verip yapmazsan para alırlardı, zorla bazı kitaplar okuturlar, dinle bağlantısı olmayan saçma hikayeleriyle öğrencileri korkuturlar, mesela bazı hocaları cinlerle konuşurmuş kavga edermiş filan çok saçma işler dönüyordu açıkçası fakat öğrencileri hepsine inanıyordu; bana kalırsa bu kurumlar cemaat adı altında sömürü yapan yerler. Dini sömürü yaparak sizden para götürüyorlar. Herhangi bir eğitim kurumuna gidecekseniz bu yerlerden uzak durun derim. Zaten eğitiminiz bitince neye inanacaksanız buna kendi özgür iradenizle karar verirsiniz. Yeterince zor olan eğitimimizin yanına bu sohbetleri, okumaları ve daha neler varsa artık bunları ekleyerek en değerli zamanınızı gençliğinizi heba etmeyin derim. Tabiki bunlar benim tavsiyelerim yalnızca, ne yapmak isterseniz özgürsünüz.


5 Eylül 2015 Cumartesi

Dershane Gerekli Mi?



Dershane, özel kurs, özel ders vb eğitim takviyeleri iyiler güzeller de gerçekten bu kadar gerekli miler? Bunlar yerine kendi yapacağımız çalışma daha verimli olmaz mı? Bunları tercih etmenin veya etmemenin artıları eksileri neler?

Dershaneler malum kapandı veya ismi değişti özel kurs oldular. Fakat yine de sistem aynı.

Ben kendi tecrübelerimden yola çıkacak olursam ygsye son bir ay kalana dek hiç aksatmadım. Daha sonra ise hep evde çalıştım. Dershaneye gittim ama programı hiç takip edemedim. Geride kaldım sonrası da koptu. Bu süre içinde iyi anlatan 1-2 hoca dışındaki derslerden hiç verim alamadım. Not alarak dikkatle dinlememe rağmen. Hoca iyi anlatamayınca olmuyor işte. Bu 1-2 ders dışında daha 4-5 tane de boşu boşuna girdiğim dersler oldu. Her hafta sonu git geli de eklesek onlarca saatim boşa gidiyordu. Ben de bıraktım. İyi de yaptım. Gerekli konu anlatımı ve soru bankası kitaplarını tamamladıktan sonra  evde günde 8-9 saat çalıştım ve netler aşırı yükseldi. Normalde bir ayda anca bitireceğim konuları birkaç günde bitirmeye başladım. Denemeleri de evde zaman tutarak halletmiş oldum. Sonuçtan da memnunum.

Peki dershanenin hiç mi avantajı yok? Var tabi. Öncelikle verdikleri kaynaklar çoğunlukla faydalı güzel şeyler. Yapamadığınız soruların öğretmenlerce çözülmesi güzel bir şey. Deneme sınavları iyi oluyor. Bir de asıl önemli olan rekabet ortamı olması. Sıralamanızı görmek etkili oluyor. Peki bunlar için para ödemeye ve ek olarak boş zaman harcamaya değer mi? Bir hafta misafir öğrenci olun. Öğretmenlerin yarısından fazlası iyi anlatıyorsa düşünmeye değer. Aksi takdirde evde çalışarak kat kat başarılı olabilirsiniz.

Diyelim dershaneye gitmediniz, bu durumda bol bol kaynak alın ama iyi seçin bunları da. Daha sonra bir program yapıp buna uyarak çalışın. Anlayamadığınız konular için okula gidiyorsanız öğretmenden veya sınıfın en çalışkanından konuyu anlatmasını isteyin. Bu şekilde yapamıyorsanız internetten youtube'a konu ismini yazarsanız büyük ihtimal iyi bir konu anlatımı videosu bulursunuz. Yapamadığınız sorulara gelirsek bunları yine okula gidiyorsanız öğretmeninize veya sınıfın en çalışkanına çözdürmeye çalışın. Olmaz ise eğitim konulu forumlarda paylaşırsanız çoğunlukla yardımcı olunur. Mesela ben forumdonanım ygs/lys bölümünü kullanmıştım ve çoğu soruma çözüm bulmuştum.

Eğer okumuyorsanız, mezunsanız mesela, çalışmanızın çoğu evde geçecek. Bu sebeple dershaneye gitmek biraz daha mantıklı gözüküyor. Ama şart da değil. Evde çalışıp yapamadığınız soruların çözdürmenin bir yolunu bulursanız dershaneye gerek de kalmaz. Konu anlatımı için bolca kitap alın anlayamadığınız yerleri videodan izleyin soruları da internette forumlardan sorarsınız. Mezunsanız uygun fiyattan bir özel ders bulursanız bunun faydası olabilir. En azından sorularınızı çözdürmek ve anlayamadığınız konuları daha iyi öğrenebilmek için. Bunun dışında çok problemli dersleriniz varsa da özel ders olabilir. Ben hiç almadım ama alanlar da pişman değil. Sonuçta hoca 40 kişiye anlatacağına 1 kişiye anlatıyor. Anlamadığınız bir nokta bile kalmaz.


Özet olarak takviye almak isterseniz düşünmeniz gereken iki nokta var. İlk olarak ne kadar ödeyeceğiniz. Gerçekten yüksek rakamlara gitmek akıl karı değil. Ben burs kazanıp ücretsiz gitmiştim mesela. Mümkünse burslu gidin. İkinci olarak ise zaman konusu. Dershane uzak ise gidip gelmek çok zaman alır. Daha sonra bazı hocalar iyi anlatamaz veya siz anlamazsınız, bunların derslerinin size bir faydası olmaz. Yani yine boşa zaman. Bu kadar boşa zaman harcayacağınıza evde kendiniz çalışsanız daha verimli olmaz mı? Bence olur. Yine de karar sizin.